Toplumsal Hayatı Kim Biçimlendirecek?

Toplumsal hayatı birbirine yabancı dini ritüeller mi, evrensel bilim ve ahlak mı biçimlendirecek?

Ne garabettir ki bu soruya aynı değerler kümesinden yanıt bulamıyoruz.

Anayasa’nın 2’inci maddesi: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Laiklik ilkesi, 1924 Anayasası’na Atatürk Türkiyesi’nin ana kolonu olarak 5 Şubat 1937 tarihinde girdi.

Aradan 86 yıl geçti, mücadelesi sürüyor.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Kızıl Goncalar dizisinin yayımlandığı FOX TV’ye idari para cezası ile 2 kez program durdurma cezası verdi.

Cezanın “toplumun milli ve manevi değerlerine aykırılık” gerekçesiyle verildiği açıklandı.

Üst Kurul’un Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kontenjanından seçilen üyesi İlhan Taşçı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada RTÜK’ün tarikat ve cemaatlere boyun eğdiğini söyledi.

İkinci bölümü yayınlanan “Kızıl Goncalar” dizisi Nakşibendi tarikatının Türkiye’deki en güçlü kollarından İsmailağa Cemaati’nin tepkisini çekti.

Dizide, kadınları “köleleştiren” tarikat yaşamı ve eğitim hakkı engellenen bir kız çocuğunun evlendirilmek istenmesi kurgusu üzerinden yaşanan aile dramı anlatılıyor.

Dizinin bir kurgu olması bir yana; sanki hayatımızda bu ve benzeri olaylar hiç olmuyormuş, manevi değerlerimiz tarikatlar tarafından çerçevelenmek zorundaymış gibi ekrana yasaklar konuyor.

Topbaş ailesinin ağırlığı olan Nakşiliğin Erenköy Cemaati’nin yaşadığı çevreyi yakından tanıyan, aynı mahallede siyasal çalışma yapan bir kadından dinliyorum:

Cemaatten olmayana ev bile kiralamazlar. Apartmanların alt katı Kur-an Kursu’dur, içeri girmezsin. Dükkanlarına Atatürk resmi asmazlar” diyor.

Kaçak Kur-an kurslarında yaşananlar kamuoyunun malumu…

Hatırlayalım. Şanlıurfa’da Menzil Tarikatı’na bağlı kişilerce açıldığı iddia edilen kaçak kuran kursuna gönderilen 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak, kursun yakınlarında bulunan bir ahırda ölü bulunmuştu.

Yüzlercesi gibi “medrese” adıyla faaliyet gösteren o tarikat yurdu kapatıldı, “fahri imamı” gözaltına alındı.

Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı’na ilçelerinde tarikatların sosyal yaşama etkilerini soruyorum.

Kadıköy’deki İmam Hatip Liseleri’ne yeterli sayıda öğrenci gelmediğini, sınıfları doldurmak için çevre ilçelerden öğrenci taşındığını vurguluyor.

Örgün eğitimin imamlara açılmasına, 2023-2024 öğretim yılında “ÇEDES” olarak anılan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” programı da eklendi.

Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan, okullara din görevlisi atamanın yolunu açan uygulamaya bir çivi de Milli Eğitim Bakanı (MEB) Yusuf Tekin tarafından çakıldı.

Tekin’in TBMM Bütçe Görüşmeleri sırasında söylediği, “Sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır” sözlerine ilk tepki Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der)’den geldi:

“Tarikat ve cemaatler STK değil, yasa dışı gerici yapılanmalardır. Yasa dışı gerici yapıları okullarımızda istemiyoruz.”

ÇEDES uygulamasına itirazı olan veliler, branş öğretmenlerinin dışında din görevlilerinin derslere girememesi için MEB’e dilekçeler yağdırıyor.

25 kadın derneği, 3 vakıf ve kadın hakları savunucusu akademisyen ve yazarların katılımı ile kurulan “100.Yıl Kadın Dayanışma Platformu” da ÇEDES uygulamasını takibe aldı.

Platform’un 15 Nisan’da Kalamış Wyndham Oteli’nde düzenlenen kuruluş toplantısına siyasi partilerin kadın milletvekili adayları başta olmak üzere; İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir gibi şehirlerden çok sayıda kadın aktivist katılmıştı.

Platformu Kurucusu CHP’li siyasetçi Ferah Diba Yeğin, 31 Mart yerel seçimlerine gidilen süreçte milli eğitim sistemine sızan laiklik karşıtı programlarla mücadeleyi başa koyduklarını vurguluyor.

Diba Yeğin, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi ve Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz’un desteğiyle, dindar ve seküler ailelerden öğrencilerin biraraya geldiği platformlarda ÇEDES’in laiklik ilkesine aykırılığını anlatacaklarını vurguluyor.

Bu “çağın” yükü çok ağır.

Bir yanda yasaklar, kısıtlar evreniyle mücadele ediliyor; öte yandan insanların hayatta kalabilmeleri için karşılanması gereken ihtiyaçları giderilmeye çalışılıyor.

6 Şubat Hatay merkezli depremden 24 saat sonra Samandağ’da çorba dağıtmaya başlayan, enkaz kaldırma çalışmalarına başlayan Kadıköy Belediyesi’nin, hiçbir ilçe belediyesinde olmayan arama-kurtarma teçhizatına ve uzman ekibe sahip olduğunu söyleyen Odabaşı, “Bu hafta Hatay’dan getirdiğimiz tarımsal ürünlerin satıldığı 7’in pazarımızı açıyoruz. Samandağ Defne Kadın Kooperatifi’nden salça, reçel gibi ev yapımı gıda ürünlerini dallardaki narenciyeyi, domatesleri getiriyoruz” diyor.

Yine hiçbir ilçe belediyesinde olmayan kadın yaşam evleri de açtılar. Bunların kadın sığınma evlerinden farkı, 15 yaşından büyük çocukları ile sığınma evlerine kabul edilmeyen kadınlar çocuklarıyla birlikte yeni yaşamlarına kök salabiliyorlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x